bu nedir ki

Memur için konuşulan zam oranı

1 Mayıs dolayısıyla Tandoğan Meydanı'nda konuşan Faruk Çelik 'Memura zam' da hükümetin söyleyeceği bir şey kalmadığını ne alınacaksa masada olacağını söyledi.

Toplu Sözleşme Süreci Nasıl olacak??

2 MAYIS 2012: Yerel Yönetim Hizmet Kolu-Diyanet ve Vakıf Hizmet Kolu komisyonlarını çalışmaları 3 MAYIS 2012: Eğitim Öğretim Ve Bilim Hizmet Kolu- Kültür ve Sanat Hizmet Kolu komisyonların çalışmaları

Sendika ve Memurlara yeni düzenleme

Yaklaşık 2,5 milyon memur ile 1,8 milyon memur emeklisinin aylardır beklediği ‘Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu,' Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi.

SAĞLIK PERSONELİNİN EK ÖDEMESİ

666 sayılı KHK ile 4 grup personel, eşit unvana eşit ücretten muaftır. Yani bunlar eski ek ödemelerini almaya devam edecektir. Ancak, eski ödemesi yeni ek ödemenin altında kalırsa, fark ödemesi yapılacaktır. Bu 5 grup istisnai kurum şu şekildedir: - 209: Bakanlık merkez teşkilatı ile Türkiye Halk Sağlığı Kurumu

Devlet 2012 yılında 100 bin yeni memur alacak

Bütçe hazırlık aşamasında 90 bin olarak tahmin edilen kamuya alınacak personel sayısı, emekli ve ayrılma sayılarındaki artışla birlikte 100 bini geçti.

Lazer ile cilt gençleştirme yöntemi

Son dönemde yeni cilt geçleştirme trendleri arasına giren lazerle cilt gençleştirme yöntemi kadınlar tarafından oldukça rağbet görmektedir. Uygulaması oldukça basit bir yöntemdir.

dudak estetiği



Dökülen Saç Çıkarmı

Dökülen saç çıkarmı? dökülen saç nasıl çıkar? operatör doktor Melike Erdim konu hakkında bilgi veriyor. Dökülen saç tekrar çıkarmı, döküen saçın tekrar çıkması mümkünmüdür? Genetik saç dökülmesi nedir? Gebelik sonrası saç dökülmesi? Estetik konular hakkında vido bilgi izle. Kadın ve erkeklerde dökülen saçların yeniden çıkması hakkında bilgi.

Kısırlık ve Tüp Bebek Nasıl Yapılır

Biyoloji, nasıl yapılır, Üroloji

Kısırlık nedir? kısırlık hakkında biyolojik sağlık bilgileri video izle. Çocuk sahibi olmak isteyen kadınların hamile kalma oranı? Hangi sürede çocuk olmassa kısırlık sözkonusudur? kısırlık tedavisi sonucunda çocuk sahibi olmak mümkünmü ve oranı nedir? Kısırlık video izle. Kısırlık nasıl anlaşılır? Kısırlık testi nasıl yapılır? erkeklerde kısırlık nedir? yapay döllenme nedir? yapay döllenme uygulaması nasıl yapılır? sperma sayımı nedir ve nasıl yapılır? erkeklerde kısırlık testi nasıl yapılır?

kısırlık tedavisi nasıl bir süreçtir? tüp bebek nasıl yapılır? tüp bebek uygulaması nasıldır? Tüp bebek video izle, tüp bebek uygulaması video. Tüp bebek, sperma, yumurta, hücre bölünmesi, tüp bebek başarı şansı yüzdesi kaçtır? tüp bebek uygulama yöntemleri nelerdir? tüp bebek tedavisinin aşamaları nedir? tüp bebek nasıl yapılır?

Bayramda yaralanmalara dikkat

Kurban Bayramı’nda hayvan kesiminde basit olmakla beraber el ve kolda meydana gelebilecek bıçak kesiler ciddi sonuçlar doğurabilir.
 Avrupa Acil Tıp Birliği Başkan Vekili Uzman Dr. Ülkümen Rodoplu, Kurban Bayramı’nda hayvan kesiminde basit olmakla beraber el ve kolda meydana gelebilecek bıçak kesilerinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini bildirdi.
Dr. Rodoplu,  yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı’nda en ciddi acil sağlık sorunlarının başında "kesilerin" geldiğini, bu kesilerin
 büyük çoğunluğunun basit ve ciddi kanamaya yol açmayan olgular olduğunu belirtti. Rodoplu, şöyle dedi:  "İlkyardım amacıyla, kanayan yaranın üzerine temiz bir bez veya varsa gazlı bez konulup bastırılmalıdır. Bu tamponlama işinden sonra kravat, eşarp veya atkı gibi bir eşya yardımıyla kanayan bölge bandajlanmalıdır. Kanamalarda ve kesilerde, öncelikle kan kaybı önlenmelidir.  Atardamar kesilerinde çok kısa zamanda müdahale edilmediği takdirde, ileri derecede kan kaybı gelişebilir. Dolayısıyla, kesilen atardamarsa, hiç zaman yitirilmeden kişi hastaneye ulaştırılmalıdır.
Atardamar kesilerine bağlı kanamalar, fışkırır tarzdadır ve çok şiddetli olur. Üzerine bası uygulansa da kanamayı durdurmak mümkün olmaz. Mutlaka hastane bakımı ve cerrahi tedavi gerekir."  Kanayan yaranın içinde bıçak, tahta parçası gibi yabancı cisim varsa çıkarılmamasını öneren Dr. Rodoplu, bunun çıkarılması sırasında o bölgeye daha fazla zarar verilebileceğini söyledi.
Dr. Rodoplu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kesi ufak ve yüzeyel de olsa unutmayınız ki tetanos ve yara yerinde oluşabilecek enfeksiyon gibi riskler vardır. Dolayısıyla mutlaka Acil Servis’e başvurularak bakımının ve tedavisinin bir hekim tarafından yapılması gerekir. İlkyardım uygulaması sırasında yaralıya çıplak elle dokunmayınız. Mutlaka eldiven giyiniz. Hepatit B ve C, AIDS gibi hastalıklar kan yoluyla bulaşmaktadır."
 -ORGAN KOPMASI-
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gürkan Ersoy da Kurban Bayramı’nda organ kopmalarının da yaşandığını ifade etti.  Ersoy, organ kopmasının (amputasyon), vücutta çıkıntı oluşturan organların herhangi bir nedenle bulunduğu yerden ayrılması olduğunu, Kurban Bayramı boyunca özellikle el ve parmak kopmasının sıkça görüldüğünü anlattı. Ersoy, organ kopmasında ilkyardım ile ilgili şunları söyledi:
"Kopan organ, 24 saat içinde uygun koşullarda, uygun hastaneye nakledildiği takdirde ve yerine dikildiğinde eski görevini sürdürebilir. Bu arada hasta ve organ için yapılacak iki ayrı uygulama var. Hasta için kanama hemen doğrudan basınçla durdurulmalıdır. Hastanın hava yolunun, solunumunun ve dolaşımının devamlılığı sağlanmalıdır. Kanama, doğrudan basınca ve kalp seviyesinden yükseğe kaldırmaya rağmen durdurulamamışsa, son seçenek olarak turnike uygulanabilir.
Kopan organ ıslatılmamalıdır, dondurulmamalıdır. Organ nemli ve soğuk tutulmalıdır. Bunun için, bulunabilen en temiz kumaş, ’çevrede hiçbir şey yoksa kazazedenin fanilası’ kullanılabilir. Bulunabilen en temiz suyla nemlendirilir. Kopan organ nemlendirilmiş bu kumaş parçasına sarılarak, temiz ve deliksiz bir plastik torbaya konur. Ağzı sıkıca bağlandıktan sonra içinde su ve buz parçaları olan bir başka torba ya da kap içine yerleştirilir."

Bilinçsiz pilatese dikkat!


Bilinçsiz pilatese dikkat!
Uzmanlar, sporun kişinin yaşına, kilosuna ve vücut yapısına göre değişiklik göstermesi gerektiğini savunarak, herkesin kendine uygun spor aktivitesini seçmesi konusunda uyarıda bulunuyor. Hacettepe Üniversitesi (H.Ü.) Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nden Prof. Dr. Gül Baltacı, konuyla ilgiliyaptığı açıklamada, bilinçsiz yaptırılan veya yapılan pilatesin ciddi zararlar verebileceğini söyledi. Baltacı, son yıllarda popüler hale gelen pilatesin aslında yüzyıldır var olduğunu ve fizyoterapistlerin bunu, bir tedavi yöntemi olarak uzun zamandır kullandığını söyledi.
Pilatesin yanlış yapılması ve yanlış kişilere yaptırılmasının, kliniklerdeki hasta sayısını artırdığına dikkati çeken Baltacı, şöyle devam etti:
"TV’deki programlarda pilates yaptırılması nedeniyle son 1 yıldır diz hastalarında artış oldu. Obez kişi gördüğü TV’de gördüğü vücuda benzeyebilmek için can havliyle pilates yapıyor. Siz bunu obez bir kişiye yaptıramazsınız." Akademik anlamda olduğu kadar klinik anlamda da fiziksel aktiviteyi yaygınlaştırmak amacıyla çalıştıklarını anlatan Baltacı, "Fiziksel aktiviteyi yaygınlaştırmak çok önemli ama bu, bilinçsiz anlamda yapılan pilates gibi değil. Çünkü artık kliniklere gelen pilates hastalarında artış oldu. Bunu engellememiz gerekiyor. Bu egzersiz programı yüzyıldır vardı, yaptırıyorduk. Yüzyıldır var olan top, pilates topu oldu. Biz bu topu özürlü çocukların tedavisinde kullanıyorduk" diye konuştu.
ÇOCUKLARDA OBEZİTEYE DİKKAT
Özellikle çocuklardaki obezitenin çok tehlikeli olduğunu vurgulayan Baltacı, düzenledikleri uluslararası kongrelerin bu konulara dikkat çekmek ve bilgi paylaşımında bulunmak için çok faydalı olduğunu dile getirdi.
Sağlıklı bir geleceğe yatırım yapmak için çalıştıklarını anlatan Baltacı, şunları söyledi: "98-99 yıllarında ABD’de bulunduğum sırada bu ülkenin tehdit altında olduğu konusu ortaya atıldı. Biz bilim adamlarının bu konuda neler
 yapabilecekleri tartışıldı. Gelecek 10 yıl içinde ölüm sayısı 5’e katlanacak. Özellikle ABD’de ilkokul çağında obezite başlangıcı giderek artıyor. Bu nedenle çalışmalarımıza hız verdik. 2006’da Dünya Sağlık Örgütü, İstanbul’da toplandı. Buradaki en önemli konu hareketsizlik oldu. Çağımızın en önemli sorunu budur."
Gelecek yıldan itibaren okullarda 5 dakikalık fiziksel aktivite programının uygulanmaya başlayacağını ifade eden Baltacı, bu programın DVD halinde satışa sunulduğunu da kaydetti.

Memura hastalık iznini birim amiri verecek


Yönetmeliğin ''Hastalık İzinlerinin Verilmesi'' başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklikle, ''memurlara, hastalık raporlarında gösterilen istirahat süresi kadar hastalık izni verme yetkisi, birim amirlerine'' verildi.
Daha önce memurlara, hastalık izni verme yetkisi, merkezde kurum amiri, illerde ise kurum amirinin teklifi üzerine mülki amir tarafından kullanılıyordu.
AA

Hastanelere ölü dirildi alarmı


"Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde öldü sanılıp morga konan bebek yıkanırken canlandı.", "Kırıkkale Devlet Hastanesi'nde bir kadının ölmeden morga konulduğu iddia edildi.", 'Trafik kazasında öldü sanılıp morga kondu, kendi çabasıyla çıktı." gibi haberlerin bir daha yaşanmaması için sistem geliştirildi.
Özel bir şirket, öldüğü sanılan insanların canlandığında haber veren sistemi, Türkiye'deki hastanelerin yüzde 75'ine kurdu. Sistem, cenaze kabini içerisindeki hayat belirtilerini algılayarak, görsel ve işitsel olarak görevli personelleri uyarıyor. Sağlık çalışanları da anında müdahale edip bir insanın ölmeden mezara konulmasının önüne geçiyor.
İlginç projeyi hayata geçiren BNT adlı şirketin Genel Müdürü Tuncer Okur, sistemle ilgili CİHAN'a bilgi verdi. Gazete ve televizyonlarda çıkan haberlerle karşılaştıklarında sistemin gerekliliğini anlayarak çalışmalara başladıklarını söyleyen Okur, "Bu sistem cenaze kabini içerisindeki yaşamsal belirtiyi algılayarak, görsel ve işitsel olarak görevli personelleri uyarıyor. Böylece çok nadir de olsa meydana gelebilecek olumsuzluklar önleniyor." dedi.
Üretici firma olarak taklitlerinin yapılmasını önlemek amacıyla patent aldıklarını kaydeden Okur, Türkiye'deki yüzde 70-75 kurumda BNT'nin ürettiği ölünün yaşadığını haber veren 'morg üniteleri'nin kullanıldığı bilgisini verdi. Yeni yapılanan ya da morgunu yenileyen kurumların da yüzde 70'inin kendilerinin ürettiği morg sistemini kullandığını ifade eden Okur, hastanelerin yüzde 100'ünde söz konusu sistemin kullanılmasını hedeflediklerini dile getirdi.
Ölünün yaşadığını haber veren morgun şu ana kadar kaç kişiyi kurtardığına yönelik soruya Okur, "Şu ana kadar bize bir bilgi gelmedi, ya da biz duymadık." cevabını verdi.

CİHAN

Ağrısız seyahat için 6 basit öneri


Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, herhangi bir ekipman olmaksızın yolculuk sırasında yapılabilecek altı basit esneme hareketiyle ağrısız bir seyahatin mümkün olduğunu söyledi.
Akı, "Uzun yolculuklarda yaşanan bel, sırt veya boyun ağrısı, tatil keyfini çoğu zaman eziyete çevirir. Uzun süreli oturmak; bel, sırt ve boyun bölgesindeki yapılara bir süre sonra ek yük bindirir.

Özellikle uzun süre koltukta otururken vücudun aldığı kötü pozisyon omurga üzerine daha fazla stres bindirir. Uçak, otobüs ya da araba yolculukları sırasında düzenli olarak yapılacak esneme hareketleri yolculuğun sebebiyet verdiği ağrıların azalmasına yardımcı olur" dedi.

Prof. Dr. Semih Akı, yolculuk sırasında yapılacak 6 basit hareketi şöyle anlattı:
1. Boynunuzu gevşetmek için başınızı sola çevirin ve yaklaşık 5 saniye süreyle bu konumda tutun. Başınızı yeniden öne çevirin, daha sonra sağa çevirin ve 5 saniye bu şekilde tutun. 5 kez tekrarlayın.

2. Omuzlarınızı ve boynunuzu gevşetmek için, kollarınızı vücudunuzu kenarında tutarken omuzlarınızı yukarı kaldırıp bu pozisyonda yaklaşık 5 saniye durun ve daha sonra istirahat pozisyonuna dönün. 5 kez tekrarlayın.

3. Dik ve oturur konumdan öne doğru eğilerek gövdenizi yavaşça dizlerinize yaklaştırın. Kollarınızı yana bırakın ve daha sonra kollarınızla bacaklarınızı sarın. Derin nefes alıp verirken bu pozisyonda 20 saniye durun, daha sonra normal oturur pozisyona dönün. 5 kez tekrarlayın.

4. Ayakta dururken ellerinizi sırtınızın alt kısmına koyun ve belinizi geriye doğru yavaşça esnetin. 10 saniye bekleyin, gevşeyin ve vücudunuzu dik duruma getirin. 5 kez tekrarlayın.

5. Ellerinizi kalçalarınızın üzerine koyun ve vücudunuzu sola bükün. Bu pozisyonda 5 saniye süreyle bekleyin. Dik pozisyona geri dönün, sağa esneyin ve 5 saniye bekleyin. 5 kez tekrarlayın.

6. Oturur durumda iken ayaklarınızı, parmak uçlarınız yerle temas halindeyken topuklarınız üzerinde yükseltin. 10 saniye süreyle bu pozisyonda bekleyin. Topuklarınızı tekrar yere değdirin ve 10 kez tekrarlayın. Bu gerçek bir baldır gerdirme egzersizi olsa da tüm belinizin esnediğini hissedeceksiniz.

İHA

Estetik ameliyata ek vergi geliyor


Sağlık reformu, Amerika Birleşik Devletlerinde gündemin en ön sırasındaki yerini korurken, senatonun botoks ve liposakşın kullanımına yüzde 5'lik ayrı bir vergi getirme planı, tıp camiasında büyük yankı uyandırdı.
Senato Çoğunluk Lideri ve Demokrat Parti Nevada senatörü Harry Reid'in açıkladığı ek verginin önümüzdeki on yıl içinde ülke ekonomisine 5 milyar dolar civarında katkı sağlaması bekleniyor.

Ülkedeki plastik cerrahlar, Senato'nun yüzde 5'lik vergi planını sert bir dille eleştirirken, cerrahlar özellikle ikinci dünya savaşından sonra dünyaya gelen; 'Baby Boomers' adıyla anılan ve genç görünmek için büyük paralar harcayan nüfus kesiminin de dolaylı olarak bu girişimden etkilendiğini savunuyor.
Sağlık reformu üzerine araştırmalar yapan Amerika'nın Geleceği Enstitüsü (America's Future Institute) adlı örgütün başkanı Diane Archer ise, botoks ve liposakşın'ın lüks tedaviler sınıfına girdiğini ve her lüks tercih gibi bu tercihe de ayrı bir vergi getirilmesi gerektiğini savundu.
Geçtiğimiz yıl ABD genelinde 12 milyon kozmetik işlem ve ameliyat yapılırken, plastik cerrahların toplam kazancının 10.3 milyar civarında olduğu kaydedildi.

ANKA

Sigara paketlerinde resimli uyarı dönemi


Sigaranın zararları konusuna tiryakilerin dikkatini daha fazla çekmeyi amaçlayan ''birleşik uyarı'' sigara paketlerine giriyor.
 Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) Başkanı Mehmet Küçük'ten alınan bilgiye göre, sigarada resimli uyarı dönemi yılbaşında başlıyor.
TAPDK'nın bu konuda belirlediği takvim uyarınca, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren Türkiye'de üretilen ya da ithal edilen bütün sigara paketlerinde uyarı resimleri yer alacak.
Yeni uygulama için firmalara, 1 yıllık geçiş dönemi süresi tanınacak. 31 Aralık 2009 tarihine kadar üretilen ve sadece yazılı uyarıların yer aldığı paketler, 1 Ocak-30 Haziran 2010 tarihleri arasında piyasaya verilebilecek.

Eski paketler, 30 Haziran 2010'dan itibaren ise hiçbir şekilde piyasaya sürülemeyecek. Bu dönemde sadece baş bayii ve bayiler, ellerindeki sigaraların satışını yapacak.

Bu şekilde, 2010 yılı içerisinde bir yandan firmaların yeni ürettiği resimli paketler piyasada bulunacak, diğer yandan da stoklardaki sigaralar eritilecek.
14 UYARI RESMİ
Birleşik uyarıda TAPDK'nın daha önce belirlediği 14 resim ve yazı, piyasaya arzına izin verilen dumansız tütün mamulleri dışındaki bütün ürünlerin en çok görülebilen geniş ön yüzeyine kapak açım ya da bandrol bitim noktasından başlamak üzere yerleştirilecek.
En çok görülebilen geniş ön yüzey, önden açılan sert paketlerde paketin açıldığı yüzeyi, yumuşak paketlerde ise en çok görülebilen yüzeylerden herhangi birini ifade edecek.
Farklı paket tiplerinde ise birleşik uyarının uygulanacağı en çok görülebilen geniş ön yüzey, başvuruların değerlendirilmesi sırasında Kurum tarafından belirlenecek.
Birleşik uyarılar, yer aldığı yüzeyin üst köşesine paralel olacak şekilde ve yüzeyde bulunan diğer bilgiler ile aynı yönde konumlandırılacak. Bu uyarılar sabit ve silinemez olarak basılacak.

Sigara dışındaki tütün mamullerinde de sökülemez nitelikte olması şartıyla yapıştırılabilecek.
PAKETİN YÜZDE 65'İNİ KAPLAYACAK
Birleşik uyarılar, tütün mamulleri paketlerinin en çok görülebilen geniş ön yüzeyinde dönüşümlü olarak bulunacak.
Birleşik uyarılar, sınır çizgisi ile birlikte toplam yüzeyin en az yüzde 65'ini kaplayacak.
Birleşik uyarılar, içerdiği metinsel veya görsel bileşenlere hiçbir şekilde müdahale etmeyecek biçimde genişliği 3 mm'den az ve 4 mm'den daha büyük olmayacak siyah sınır çizgisi ile çerçevelenecek.
Firmalar, üretim ve ithalat programlarını birleşik uyarılardan her birinin 14 aylık dönem içerisinde yüzde 5 ve yüzde 9 arasında ve mamullerin her bir çeşidinde ayrı ayrı görünmesini sağlayacak şekilde planlayıp, uygulayacak.
Birleşik uyarılarda mavi, kırmızı, sarı ve siyah renkler kullanılacak. Uyarıların metinsel veya görsel bileşenlerinin görünürlüğü, bandrol, pul, fiyat etiketi veya diğer unsurlarca engellenemeyecek.
Birleşik uyarılar, yer aldığı yüzeyde paketin açılması ile zarar görmeyecek şekilde yerleştirilecek.
Birleşik uyarılardaki metinler Türkçe olarak yazılacak, yabancı terimlere yer verilmeyecek, helvetica yazı tipiyle basılı olacak, ilk harf hariç küçük harf kullanılacak.
YENİ PAKETLER TAPDK'NIN ONAYINDA
Bu arada, sigara firmaları, belirlenen 14 ayrı resim ve uyarı yazısına göre düzenledikleri yeni paketler için TAPDK'dan onay almaya başladı.
Onay alan firmaların üretim bantlarını da yeni dizayna göre yenileyecekleri ve kısa süre sonra birleşik uyarılı üretime geçecekleri belirtildi.
TAPDK Başkanı Mehmet Küçük de, resimli uyarıların dünyada pek çok ülkede kullanıldığını, Brezilya, Belçika ve Romanya gibi ülkelerde uyarı resimlerinin hemen hemen tüm paketi kapladığını ifade etti.
Türkiye'de de resimlerle tiryakileri, sigaranın zararları konusunda daha fazla uyarmak istediklerini kaydeden Küçük, şunları söyledi:
''AB uygulamalarını dikkate alarak birleşik uyarı konusunda 14 resim belirledik. Firmalar, bu resimleri ve uyarı yazılarını sigara paketlerinde dönüşümlü olarak kullanacak.

Bu şekilde 14 resim de, aynı markalarda yeralacak. 1 Ocak 2010'dan itibaren yeni ürünler birleşik uyarı sistemi kapsamında piyasaya sürülmüş olacak.

Ancak daha önce üretilen ve stoklarda bulunan sigaralar için bir geçiş süresi tanınacak. Bu şekilde, stoktaki sigara ve diğer tütün mamullerinin belirli zaman diliminde satışına izin verilerek, bunların eritilmesi sağlanacak.
Bu takvime göre, 1 Ocak 2011'den itibaren piyasada tek bir uyarı resmi olmayan sigara paketi kalmayacak.''
RESİMLİ UYARILAR ETKİLİ OLUYOR
Bu arada, Türkiye'de halen 180 farklı sigara paketi bulunuyor. Resimli uyarı uygulamasıyla birlikte bütün paketler değişecek, baskı silindirleri yenilenecek. Bunun için firmaların her marka için TAPDK'dan ayrı ayrı onay alması gerekiyor.
Belirli periyotlarda her bir markanın uyarı yazısı ve resimleri yenilenecek. Bu şekilde seçilen bütün uyarı yazısı ve resimler, sigara paketlerinde kullanılmış olacak.
Tiryakilerin sigara paketlerindeki resimlerle uyarılması yöntemi, İngiltere, Belçika ve Romanya gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra Brezilya, Tayland ve Singapur gibi ülkelerde de etkin bir şekilde uygulanıyor.
AB'nin de sigara paketlerinin üzerine uyarıcı resim konulması konusunda çeşitli standartları bulunuyor. Ancak söz konusu uygulama, ülkelerin kendi tercihlerine bırakılıyor. AB'nin bu konudaki emsal resimlerinin sayısı da 42'yi buluyor. Türkiye, bu resimler arasından seçtiği 14 resim ile sigara içenleri resimlerle uyarmaya hazırlanıyor.
Araştırmalar, uyarıcı resim uygulamasının, sigarayı bırakmada yüzde 20 oranında etkili olduğunu ortaya koyuyor.

AA

Bayramda acillere domuz gribi takviyesi


Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Nihat Tosun, Kurban Bayramı tatili ve domuz gribi salgını sürecindeki izinlerle ilgili bir genelge yayınladı.
Dünya Sağlık Örgütü'nün 11 Haziranda ''İnfluenza (H1N1) 2009'' pandemisini ilan ettiğini anımsatan Tosun, ülkede buna bağlı olarak hızlı bir artış gösteren vaka sayısı nedeniyle salgın süresince bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında görev yapan tüm personelin izinlerinin düzenlenmesine ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.
Buna göre, salgın süresince sağlık hizmetlerinde herhangi bir aksaklığa sebebiyet verilmemesi için ilgili mevzuatta belirtilen mazeret ve hastalık izinleri ile önceden programlanmış bilimsel toplantılar için verilecek izinler hariç, senelik izinler hizmeti aksatmayacak şekilde personel mevcudu ve iş yoğunluğu dikkate alınarak, bir plan dahilinde kullandırılacak. Zorunluluk olmadıkça mümkün mertebe izin kullandırılmayacak.
Ayrıca, Kurban Bayramı süresince yoğunluk ve iş yükünün artacağı göz önüne alınarak, herhangi bir aksaklık yaşanmaması için 4 günlük Kurban Bayramı tatili süresince acil sağlık hizmetleri ve acil servisler iş yükünü kaldırabilecek şekilde düzenlenerek gerekli takviyeler yapılacak.
Tosun, ayrıca, hastanelerin acil servis ünitelerine gelecek vakalara zamanında müdahale edilmesi, bakım ve tedavi hizmetlerinin etkin ve süratli bir biçimde yapılması amacıyla, acil servislerle birlikte diğer kliniklerde de sağlık insan gücü, tıbbi donanım, sarf malzemesi, ilaç, serum ve ambulans hizmetlerinin 24 saat kesintisiz sunulması için planlama yapılarak önlemlerin alınması ve nöbet hizmetleri için takviye yapılmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Tosun, bayram tatili süresince salgın için ayrılan polikliniklerde hizmetlerin kesintisiz ve aksaklığa yol açmadan sürdürülmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını da istedi.

AA

Grip geçirenin direnci aşı olandan fazla


Alman "Frankfurter Allgemeine Zeitung" gazetesinin internet sayfasında yer alan habere göre, Rotterdam Üniversitesi Erasmus Tıp Merkezinden virolog Rogier Bodewes, gribe karşı aşı yaptırmamanın daha faydalı olabileceği görüşünü dile getirdi.
Araştırma sonuçlarını "The Lancet Infectious Diseases" adlı tıp dergisinde yayımlayan Bodewes, gribin atlatılmasından sonra vücudun bağışıklık sisteminin çok daha fazla geliştiğini, bunun özellikle çocuklarda gelecekleri için faydalı olabileceğini belirterek, bu nedenle sağlıklı çocuklara aşı yapılmasının ne kadar doğru olacağının düşünülmesi gerektiğini ifade etti.
Hollandalı araştırmacılar, bir grup fare üzerinde yaptıkları araştırmada, bazı farelere mevsimsel grip aşısı verdikten sonra tüm farelere belirli bir dozda kuş gribi virüsü aşıladı. Mevsimsel grip aşısı yapılan farelerin, bu aşının uygulanmadığı farelere göre daha fazla sayıda öldüğü belirlendi.

AA

Kataraktta riskli meslek grupları


Radyo 7'de yayınlanan Eda'yal Gün Ortası'na Göz Uzmanı Op. Dr. Sezgin Yıldızbaş konuk oldu. Yıldızbaş, bilgisayar kullananların göz konusunda daha fazla şikatçi olduğunu belirterek, bilgisayardan yansıyan farklı ışıkların buna sebep olduğnu belirtti.  Katarakt konusunda da bilgi veren Yıldızbaş, cam üfleyiciler, fırıncılar ve elektrikçilerin riskli meslek gruplarından olduğunu söyledi.
İşte Radyo 7'de yapılan söyleşi:
 
Eda : Göz sağlığını ne kadar ciddiye alıyoruz?
Sezgin Yıldızbaş: Toplumumuz gösterildiği, yönlendirildiği kadar olaylara ilgi gösteriyor. İki uçta geziyoruz. Ya çok ciddiye alıyoruz yada hiç ilgilenmiyoruz.
 
Eda : Gözümüz hangi risklerle karşı karşıya kalıyor?
Sezgin Yıldızbaş: Duruma göre değişiyor. Bilgisayar kullananların bir takım şikâyetleri, diğer insanlara göre daha fazladır. Bilgisayardan yansıyan ışığın frekansı ve karakteri normal ışıktan farklı yansıması neden olabiliyor.
 
Eda : Konumuz, çok yaygın ve medyatik bir hastalık olan Katarakt. Katarakt nedir?
Sezgin Yıldızbaş : İnsanoğlunun hayatında, eğer ömrü uzunsa karşılaşılan bir sorundur. Bazı hastalıkların içerisinde katarakt doğal akışın bir sürecidir. Yani gözde ki lens dediğimiz merceklerden birinin görevini görememesi, matlaşması. Genellikle yaşlılarda görülen bir hastalıktır. Kortizon kullananlarda genellikle karşılaşır. Halkımız kortizonu hafife alıyor. Aspirin gibi alınacak bir ilaç değildir. Kortizon sonrası kataraktan daha ağır görülen bir tablo da ortaya çıkabilir. Yeni doğanda ve küçük çocuklarda da görülebilir.
 
Eda : Katarakt hastalığı ile ne sıklıkla karşılaşıyorsunuz? Diğer göz hastalıklarının önüne geçiyor mu?
Sezgin Yıldızbaş : Diğer göz hastalıklarını düşünürsek, katarakt daha çok görülüyor. İnsanlarda retina yırtığı olma ihtimali %1 ise, katarakt olma ihtimali 70 yaşında %70. Cerrahi açıdan da bundan bin yıl önce katarakt ameliyatı yapılmaya çalışılmış. Katarakt bilinen, tedavisi ile uğraşılan en eski hastalıklardan biridir. İlkelden modern tıbba(son 20 yıl içerisinde)son derece konsantre bir gelişme oluyor. Katarakt cerrahisi hızlı bir ivme içerisinde gelişiyor.
 
Eda : Katarakt, başka hastalıklarla karıştırılabiliyor mu ?
Sezgin Yıldızbaş : Tabi ki, bizim insanlarımız katarakt’ın tedavi edildiğini bildiği için kimse kendine kötü hastalığı yakıştırmıyor, biraz görme bozukluğunda katarakt var diyor. Siz kişinin kendisine daha ciddi bir hastalıktan bahsedince katarakt olmadığına şükrediyor. Yani yanılgıya düşüyorlar.
 
Eda : Katarakt ile ilgili riskli meslek grupları nelerdir?
Sezgin Yıldıztaş : Riskli meslek grupları arasında, sanatsal yapılan işler arasında cam üfleyicileri risklidir, fırıncılar yine risk grubundadır. Elektrik tamircileri de risklidir çünkü, elektrik çarpmasıyla beraber elektro şok ve sizi katarakt yapar. Radyasyona maruz kalıyorsunuz. Mercek çok hassasdır, pırıl pırılken bir şekilde bozulunca bir daha geri gelmiyor.
 
Eda : Katarakt’ı hızlandıran etkenler var mı ?
Sezgin Yıldızbaş : Hızlandıran etkenlerin başında diyabet geliyor. Diyabet, katarakt’ı başlatabileceği gibi mevcut katarakt’ı da hızlandırabilir. Şeker’in bir anda 400lere çıkıp düşmesiyle yani diyabetik komalarda da katarakt hızlı gelişebilir. Hasta diyabetle iyi geçinmek zorunda.
 
Eda : Katarakt her iki gözde de görülebiliyor mu ? Yoksa sadece tek gözde oluyor?
Sezgin Yıldızbaş : Genelde iki taraflıdır, travmatikse yani tek taraftan darbe almışsanız tek taraflıdır. Ama %90 bir tarafta başlarsa diğerinde de başlayacağına inanırız. Çift tarafta gelişmesi çok daha yaygındır.
 
Eda : Katarakt dışarıdan bakıldığında anlaşılabiliyor mu ?
Sezgin Yıldızbaş : Katarakt hastalığı gözle görülecek kadar ise eğer, o kişi zaten görmüyordur. Siz onun gözünden ziyade görmediğini fark edersiniz. Yürüyemez, evde ihtiyacını göremez. Katarakt eğer, gözle görülecek kadar görmeyi bozmuşsa o kişi de katarakt vardır.
 
Eda: Bebekler de katarakt ne zaman fark edilir?
Sezgin Yıldızbaş : Hemen fark edilir. Bebeğin gözüne baktıklarında bir leke görülüyorsa mutlaka teşhis edilir.
 
Eda : Katarakt tedavi edilmezse ne oluyor? Körlüğe neden oluyor mu?
Sezgin Yıldızbaş : Literatürde bir tarif var, katarakt tedavi edilebilen körlük nedenidir. Katarakt sonuç da körlüğe gidecektir. Bu yüzden katarakt’ı almak zorundasınız.
 
Eda : Katarakt’ı nasıl teşhis ediyorsunuz?
Sezgin Yıldızbaş : Teşhisi muayenedir. Herhangi bir laboratuarı yoktur. Hasta geldiğinde zaten görürsünüz. Mikroskop da teşhisini koyarsınız.
 
Eda : Hipermetrop, miyop gibi göz rahatsızlıkları katarakt’ı etkiliyor mu ?
Sezgin Yıldızbaş : Katarakt ile beraber gözlük numaranız değişir. Gözlüksüz biri gözlük takmaya başlar. Çok fazla katarakt’ ı yoksa katarakt merkezden başlamışsa miyop olmaya başlar, çevreden başlamışsa hipermetrop daha ön plana çıkar. Gözlüğü olan bir insan eğer 60 yaşından sonra okumaya başlamışsa katarakt’ı düşünsün. Hiç gözlüğü olmayan birisinin göz numarasında sürekli değişiklikler oluyorsa, her gittiği doktor başka bir numara veriyorsa katarakt’ı düşünebilir, kesin de değil. Çünkü, katarakt aynı zamanda gözde hipermetrop, miyop, astigmat gibi bildiğimiz numaraları da oluşturur ya da değiştirir.
 
Eda : Katarakt ameliyatını nasıl gerçekleştiriyorsunuz? Hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?
Sezgin Yıldızbaş : Katarakt cerrahisi tıp da en eski mazisi olan hastalıklardan biridir. Son 20 yılda gelinen mesafe bilgisayar teknolojisi kadar hızlı gelişti. Şuanda herkesin ilgilendiği, bildiği fako yöntemini kullanıyoruz. Bu ameliyatla doktor tüm benliği ile olayın içine giriyor.
 

Haber7

Domuz gribi hastası ayrı WC kullanmalı


Sağlık Bakanlığı, Bilim Kurulu'nun önerileri doğrultusunda Pandemik (H1N1) 2009 Gribi Klinik Vaka Yönetimi şemasını yeniden düzenledi.
Buna göre, domuz gribi hastalarında en fazla ateş, öksürük, boğaz, baş, kas ve yaygın vücut ağrısı, halsizlik, bulantı, kusma ve ishal görülüyor.
Sağlık kurumlarına başvuranların yüzde 1'inde hastaneye yatış, yatanların yüzde 10-30'unda yoğun bakım, yoğun bakımdakilerin de yüzde 20'sinde solunum cihazına ihtiyaç duyuluyor.
Nefes darlığı ve solunum güçlüğü olmaksızın 38 derece ve üzerinde ateş, kuru öksürük, boğaz, baş ve kas ağrısı, burun akıntısı, kırıklık, özellikle çocuklarda aşırı sıvı kaybı bulunmaksızın ishal veya kusma gibi bulgular ortaya çıkması halinde, hastalık hafif ve orta seyirli kabul edilecek.
Ağır solunum problemi, aşırı sıvı kaybı, şok, anormal kan basıncı, bilinç değişikliği, hastalığın hızlı ilerlemesi ve normalden uzun sürmesi gibi durumlarda da vaka ağır kabul edilecek.
Hastaneye yatırılmasına gerek olmayan hastalara evde korunma ve tedaviye yönelik önerilerde bulunulacak.
Karaciğerde yağ birikimi ve beyin içi basınçta aşırı yükselmeyle kendini gösteren ''Reye Sendromu'' gelişme riski nedeniyle 19 yaşın altındakilerin aspirin kullanmaması, bunun yerine parasetamol alınması, belirtileri azalana ya da kaybolana kadar hastanın iyi havalandırılabilen ayrı bir odada kalması, mümkünse ayrı bir tuvalet kullanması, evdeki diğer kişilerle aynı sofrada yemek yememesi, hastanın bakımının tek bir kişi tarafından üstlenilmesi, ağır hastalık için risk grubunda olanların bu görevi üstlenmemesi gibi öneriler getirildi.
Ayrıca, yatak başı, masa, kapı kolları, lavabo, musluk başlıkları, telefon ahizesi, uzaktan kumanda ve oyuncak gibi eşyaların günlük hayatta kullanılan deterjanlarla temizlenmesi, bunun için özel dezenfektanların kullanılmaması gerektiği belirtildi.
Hastaların kullandığı yemek kapları, havlu, çamaşır ve çarşaf gibi eşyaların ayrı yıkanmasına gerek olmadığı, yemek kaplarının bulaşık makinesinde ya da elde su ve sabunla yıkanabileceği bildirildi.
Hastanın kullandığı tuvalet ve banyonun temizliğinin evde kullanılan deterjanlarla günlük yapılması da önerildi.
Bakanlığın düzenlemesine göre ayrıca gebelerin yanı sıra doğum ya da düşükten sonraki 2 hafta içinde bulunan kadınlar da domuz gribi açısından risk grubunda bulunuyor. Şemada bu nedenle uygulanacak tedavi de buna göre belirlendi.
Ciddi hastalık belirtisi ve bulgusu olanlarla ağır hastalık için risk grubuna girenlere antiviral tedavi uygulanacak. Belirti bulunan gebelerle 2 yaşından küçük bütün çocuklarda da hemen antiviral tedaviye başlanacak.
Antiviral ilaç kullananlarda bulantı, kusma, kızarıklık, dil şişmesi gibi alerjik reaksiyonlar görülebileceği de belirtildi.

AA

Avrupa İlaç Kurumu'ndan grip aşısı açıklaması


Avrupa’da bugüne kadar yapılan aşılama çalışmalarını değerlendiren Avrupa İlaç Kurumu (EMEA), aralarında GlaxoSmithKline (GSK) tarafından üretilen aşının da bulunduğu İnfluenza A (H1N1) Domuz gribi aşılarının güvenli ve hastalıktan korunma konusunda etkili olduklarını bildirdi.

16 Kasım 2009 itibarı ile, GSK’nın ürettiği aşıdan 39,3 milyon doz, toplam 34 ülkeye dağıtılırken, 12,1 milyon doz aşı da uygulandı. GSK’nın İnfluenza A (H1N1) aşısının yaklaşık 127 bin dozunun çocuklara ve 25- 35 bin civarında dozunun da hamile kadınlar uygulandığı belirtiliyor.

Avrupa Birliği ülkelerinde İnfluenza A (H1N1) Domuz gribi pandemisine karşı aşılama çalışmaları bütün hızıyla sürerken, aşı uygulananların sayısı 5 milyonu aştı.

Şimdiye kadar yapılan uygulamaların sonuçlarını değerlendiren Avrupa İlaç Kurumu (EMEA), İnfluenza A (H1N1) aşılarının güvenli olduklarını ve hastalığa karşı etkin bir korunma sağladıklarını bir kez daha doğruladı.

EMEA’dan yapılan açıklamada, GSK’nın İnfluenza A (H1N1) aşısının bazı yaş gruplarında hastalığın ortaya çıkmasını önleyebilecek kadar etkin bağışıklık yanıtı sağladığı belirtildi.

Buna göre, 18 � 60 yaş arasında, 10 yaşın üstünde ergenlik çağındaki çocuk ve gençlerde ve yaşlılarda tek doz aşı etkin korunma sağlayabiliyor. Küçük çocuklarda ise iki doz aşı uygulanması tavsiye ediliyor.

EMEA, AB ülkelerinde 5 milyonu aşkın insana aşı uygulandığını şimdiye kadar görülen yan etkilerin büyük çoğunlukla ateş, mide bulantısı, baş ağrısı, alerjik reaksiyon ve aşı yerindeki reaksiyon gibi beklenen etkiler düzeyinde kaldığını vurguladı.
GSK aşısı 12 milyondan fazla kişiye uygulandı
GSK tarafından üretilerek insanlığın hizmetine sunulan İnfluenza A (H1N1) aşısından, 16 Kasım 2009 itibarı ile 39,3 milyon doz toplam 34 ülkeye dağıtıldı. Tüm dünyada yaklaşık 12,1 doz aşının uygulandığı tahmin ediliyor.
Aşının en az 126.900 dozunun çocuklara, yaklaşık 25.000 35.000 dozunun ise hamile kadınlara uygulandığı tahmin ediliyor. Halen, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu toplam 35 ülke ve bölgede pandemiye karşı aşılama programı uygulanıyor. 

AA

Hasataya el bileğinden anjiyo



Hasataya el bileğinden anjiyo
Kasık bölgesine alternatif olarak el bileğinden yapılan anjiyo, ulnar (ince damar) kullanılarak gerçekleştirildi.
Balıkesir'in Gönen ilçesinden kalp krizi sonucu 112 acil servis ambulansı ile Bahar Hastanesi'ne getirilen Necati Ketken'in (73), yapılan tetkiklerde kasık bölgesinden yapılacak anjio riskli bulundu. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ali Özeren tarafından ameliyata alınan Necati Ketken, koroner anjiyografide giriş yeri olarak kasik (femoral artere) alternatif olan el bileği (radial arter) kullanılarak ameliyata alındı. Başarılı geçen ameliyatın ardından sağlığına kavuşan Ketken, taburcu edildi.
Uzmanı Dr. Ali Özeren, hastanın el bileğinden anjio yaptıklarını, tıkalı olan damara stent takarak hastayı taburcu ettiklerini söyledi. El bileğinden anjiyonun faydalarını damar giriş bölgesinde olabilen komplikasyonların hemen hemen hiç görülmemesi, erken dönemde hastanın ayağa kalkarak dolaşabilmesi, hastanede yatış süresinin kısalmasi şeklinde sıralayan Özeren, şunları dile getirdi: "Hasta işlem sonrası hemen ayağa kaldırılır ve 1- 2 saatte taburcu edilir. Yatakta kum torbası ile 6 saat kalması gerekmez, hasta çok daha konforludur. Kolda ciddi ven ya da sinir olmadığından yaralanma riski yoktur. Yüzeysel seyri artere ulaşmayı ve kanama kontrolünü kolaylaştırır. Tam olarak tıkanması bile zarar vermez. Çünkü diğer yedek damar yeterli kan akımını sağlar. Damar sertliğine bağlı ayak damarlarında tıkanma olsa da kol damarı tıkanmaz. Anjiyo sırasında doktor kasık bölgesine göre daha az radyasyon alır. Bilek damarında balonlaşma (anevrizma) ve hasar olma ihtimali daha az olup damar tamamen tıkansa bile el iki ayrı damardan beslendiğinden elde sorun çıkmaz, oysa kasık damarı hasarlanırsa bacak riske girebilir. Ancak kasıktaki damar çapı 2- 3 cm iken el bileğinde 2 -3 mm gibi çok ince olmasi nedeniyle damara girilmesi çok daha güçtür ve tecrübe gerektirir. Ayrıca spazma çok yatkındır. Biz Bahar Hastanesi Kardiyoloji Kliniği olarak el bileğinden anjiyoyu tercih ediyor ve oldukça sık uyguluyoruz."
Daha yeni bir yaklaşım ve giriş yerinin ise el bileğindeki ulnar arter olduğunu ifade eden Özeren, "Radial artere benzer avantajları olan ulnar arterden anjiyo ve ardından balon stent işlemi olarak aort anevrizmasi -kalp krizi ve ritm bozukluğu için coumadin kullanan bir hastada kalp damarına stent işlemi uygulayarak Bursa'da ilke imza attık." diye konuştu.

CİHAN

Tamiflu domuz gribine karşı hala etkili

DSÖ: Tamiflu domuz gribine karşı hala etkili
DSÖ yetkilisi Dr. Keiji Fukuda, İngiltere ve ABD'de ilaca direnç gösteren münferit vakalara rağmen, örgütün hastalık hakkındaki değerlendirmesinin değişmediğini, Tamiflu'nun H1N1 vakalarının büyük çoğunluğunda yüksek etkisinin sürdüğünü ifade etti.
Fukuda, araştırmaların devam ettiğini belirterek, Tamiflu'nun etkili olmadığı Amerikalı ve İngiliz hastaların bağışıklık sistemlerinin çok zayıf olduğunun tespit edildiğini söyledi.
ABD'de Kuzey Carolina hastanesinde 4 kanser hastası ile İngiltere'deki bir hastanede 5 hastada yapılan testler, bir grip türünün Tamiflu'ya direnç gösterdiğini ortaya çıkarmıştı.
AA